Terekeme Azeri mi? Kimlik, Dil ve Kültürün Kesiştiği Noktada Bir Yolculuk
Çocukken köyde bir düğüne gitmiştim. Halaylar çekiliyor, davullar çalıyor, yaşlı bir amca gururla “Biz Terekemeyik!” diyordu. Yanındaki genç biri ise hemen ekliyordu: “Yani Azeriyiz ama Terekeme kökenliyiz.” Bu kısa sohbet, aslında yıllardır süren bir tartışmanın özeti gibiydi: Terekeme Azeri mi? Bugün bu sorunun peşine düşüyoruz. Sadece soy ağaçlarına, dil bilimsel sınıflandırmalara değil; insan hikâyelerine, tarihsel gerçeklere ve veriye de kulak veriyoruz.
Terekemeler Kimdir? Kökleri ve Yolculukları
Terekemeler, tarih sahnesine ilk olarak Orta Asya bozkırlarından Kafkasya’ya doğru göç eden Oğuz ve Kıpçak boylarının bir kolu olarak çıkar. 11. yüzyıldan itibaren Güney Kafkasya, Azerbaycan ve Doğu Anadolu coğrafyasında yerleşirler. “Terekeme” kelimesi Arapça “tarakim” (çoğul: göçer Türkmen toplulukları) kelimesinden türetilmiştir. Yani kelimenin kökeni bile onların Türkmen kökenli yarı göçer bir halk olduğunu gösterir.
Bugün Terekemeler, Azerbaycan’da, Gürcistan’da, İran’ın kuzeyinde ve Türkiye’nin doğusunda yaşayan geniş bir topluluk olarak varlıklarını sürdürmektedir. Sayılar kesin olarak bilinmese de, araştırmalar Terekeme kökenli nüfusun birkaç milyon kişiye ulaştığını gösteriyor.
Azeri mi, Yoksa Farklı Bir Kimlik mi?
Dilsel Açıdan: Ortaklık ve Farklılık
Terekemeler bugün büyük ölçüde Azerbaycan Türkçesi konuşurlar. Günlük hayatta kullandıkları dil, fonetik ve söz dizimi açısından Azerbaycan Türkçesiyle neredeyse aynıdır. Ancak bazı kelimeler ve deyimler, onların eski göçebe yaşam tarzından, Orta Asya kökenlerinden izler taşır.
Örneğin, bazı Terekeme köylerinde kullanılan “çor” (çadır), “çobanata” (koruyucu ruh) gibi kelimeler, standart Azeri Türkçesinde neredeyse hiç kullanılmaz. Bu da bize, ortak bir dil havuzu içinde bile özgün bir kimlik alanı olduğunu gösterir.
Tarihsel Açıdan: Kesişen Ama Ayrı Yollar
Terekemeler ve Azeriler tarih boyunca hep yan yana yaşadılar. 16. ve 17. yüzyıllarda Safevî ve Osmanlı dönemlerinde aynı ordularda savaştılar, aynı şehirlerde ticaret yaptılar. Bu yakınlık zamanla kültürel ve dilsel birleşmeyi hızlandırdı. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Terekeme kimliği Azeri kimliğinin içinde erimedi, sadece onunla birlikte evrildi.
19. yüzyılda Rus İmparatorluğu döneminde bile Terekemeler ayrı bir topluluk olarak kayıtlara geçti. Örneğin, 1897 Rus nüfus sayımında “Tatar” (bugünkü anlamıyla Azeri) nüfusundan ayrı olarak “Terekeme Türkmenleri” adıyla anıldılar.
Kültürel İzler: Farklılıkların Hikâyesi
Gelenekler ve Giyim Kuşam
Terekeme kültürü, göçebe Türkmen yaşam tarzının izlerini taşır. Kadınların giydiği renkli işlemeli entariler, erkeklerin kullandığı keçe çizmeler ve törenlerde söylenen bozlak tarzı ağıtlar, Azeri şehir kültüründen farklıdır. Bu unsurlar, onların kültürel hafızasında derin kökler bırakmıştır.
Halk Hikâyeleri ve Sözlü Kültür
Terekeme anlatılarında “obadan oba göç eden yiğit” teması sıkça karşımıza çıkar. Bu, onların tarih boyunca sürdürdükleri göçebe hayat tarzının bir yansımasıdır. Azeri halk edebiyatında ise daha çok şehirleşme, aşk ve kahramanlık temaları öne çıkar. Bu fark bile, kimliklerin nasıl farklı yollardan geliştiğini gösterir.
Verilerle Gerçek: Akademik Çalışmalar Ne Diyor?
Modern etnografik çalışmalar, Terekemelerin dil, kültür ve soy bakımından Azerbaycan Türkleriyle aynı kökten geldiğini kabul eder. Ancak aynı zamanda onları “Azerbaycan Türklerinin içinde ayrı bir etnokültürel grup” olarak sınıflandırır. Bu, “Azeri mi değil mi?” sorusuna en nesnel cevabı verir: Evet, Azeri halkının bir parçasıdırlar, fakat ayrı bir tarihî ve kültürel geçmişe sahiptirler.
Günümüzde Terekeme Kimliği: Aidiyetin Çift Yüzü
Bugün birçok Terekeme, kendini hem “Azeri” hem “Terekeme” olarak tanımlar. Bu ikili kimlik, bir çelişki değil; aksine kültürel zenginliğin bir ifadesidir. Modern kimlik sosyolojisine göre insanlar artık tek bir kimliğe sıkışmıyor; aksine birden çok aidiyeti aynı anda taşıyorlar. Terekemeler de tam olarak bunu yapıyor.
Sonuç: Bir Halk, İki İsim, Ortak Bir Hikâye
Terekeme Azeri mi? Evet, Terekemeler Azerbaycan Türk halkının ayrılmaz bir parçasıdır. Ama aynı zamanda kendi tarihî hafızası, kültürel mirası ve kimliğiyle özel bir topluluktur. Bu ikili gerçek, onları daha az değil, daha çok kılar. Bu yüzden “Azeri mi, değil mi?” sorusunu bir etiket arayışından çok, kimliklerin zenginliğini anlamak için sormalıyız.
Şimdi Söz Sizde
Peki siz ne düşünüyorsunuz? Bir halkın “kim” olduğunu belirleyen şey dil midir, kültür müdür, yoksa kendini nasıl tanımladığı mı? Terekemeler için bu kimlik nasıl korunmalı? Yorumlarda fikirlerinizi paylaşın; çünkü bu tartışma ancak birlikte büyür.